İcranın Durdurulması (Tehir-i İcra) Nedir? Şartları ve Süreç Nasıl İşler?
I. İcranın Durdurulması (Tehir-i İcra) Nedir?
Tehir-i icra, uygulamada icranın durdurulması olarak da adlandırılan ve bir ilama karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulması hâlinde, bu kararın kesinleşmesine kadar icra edilmesinin geçici olarak durdurulmasını sağlayan hukuki bir enstrümandır.
Tehir-i icra yalnızca ilamlı icra takiplerinde söz konusu olabilir. İlamsız icra takiplerinde borca itiraz takibi kendiliğinden durdururken, ilamlı icrada itiraz icra işlemlerini durdurmaz. Bu nedenle ilamlı icra takibiyle karşı karşıya kalan borçlu, kanun yolu incelemesi devam ederken icra işlemlerinin durdurulmasını talep etme imkânına sahiptir.
Bu kurumun temel amacı, henüz kesinleşmemiş bir mahkeme kararının icra edilmesi nedeniyle borçlu açısından telafisi güç veya imkânsız zararların ortaya çıkmasını önlemektir.
II. Tehir-i İcra Neden Önemlidir?
Mahkeme kararları, kural olarak kesinleşmeden icra edilebilir nitelikte olabilir. Ancak bu kararlar, istinaf veya temyiz incelemesi sonucunda bozulabilir, kaldırılabilir veya değiştirilebilir.
Henüz kesinleşmemiş bir ilamın icraya konulması hâlinde:
- Borçlu, kararın sonradan bozulması durumunda dahi fiilen telafisi güç zararlarla karşılaşabilir.
- Yapılan icra işlemlerinin geri alınması, uygulamada ciddi güçlükler doğurabilir.
- Taraflar arasındaki menfaat dengesi, borçlu aleyhine orantısız şekilde bozulabilir.
Tehir-i icra kurumu, bu riskleri bertaraf etmeyi amaçlayan geçici bir hukuki koruma sağlar. Bu yönüyle tehir-i icra, hem borçlunun haklarını güvence altına alan hem de kanun yolu incelemesinin etkinliğini koruyan bir mekanizma olarak önem taşır.
Nafaka alacaklarına ilişkin icra takiplerinde tehir-i icra kararı verilmesi İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.36 uyarınca mümkün değildir.
III. İcranın Durdurulması Hangi Aşamada Gündeme Gelir?
İcranın durdurulması, kural olarak şu hallerde gündeme gelir:
- Ortada ilam niteliğinde bir mahkeme kararının bulunması
- Bu karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması
- Karar henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen ilamlı icra takibinin başlatılmış olması
Borçlunun aleyhine icra işlemlerinin fiilen başlamış olması gerekir. Bu durumda borçlu, kanun yolu incelemesi sonuçlanıncaya kadar icra işlemlerinin geçici olarak durdurulması talebiyle icra hukuk mahkemesine başvurabilir.
IV. Tehir-i İcra Süreci Nasıl İşler?
Tehir-i icra sürecine genel olarak bakıldığında, aşağıdaki aşamalar çerçevesinde ilerlediği görülmektedir:
- Tehir-i icra süreci, ilamlı icra takibinin borçluya tebliğ edilmesiyle başlar. Bu aşamada borçlu, henüz kesinleşmemiş bir mahkeme kararının icra edilmesi riskiyle karşı karşıya kalır.
- Borçlunun icra işlemlerinin durdurulmasını talep edebilmesi için; yerel mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurması ve ayrıca yerel mahkemeden bu başvuruya ilişkin derkenar belgesini alması gerekmektedir. Derkenar, yerel mahkeme kararına istinaden kanun yoluna başvurulduğunu gösteren resmi belgedir.
- Derkenar belgesinin icra dosyasına sunulmasının ardından, icra müdürlüğünden mehil vesikası alınabilmesi amacıyla dosya/kapak hesabının oluşturulması talep edilir. Kapak hesabı sayesinde borçlu, güncel borç durumunu öğrenir. Dosya borcu yönünden 3 ay (90 gün) ileri tarihli dosya hesabı, faizi ve masrafları ile hesaplanır. Hesaplanan bu tutar borçlu tarafından icra dosyasına teminat olarak yatırılır ve teminatın yatırılmasını takiben icra müdürlüğü tarafından mehil vesikası düzenlenir.
- Mehil vesikası ile borçluya mahkemeden tehir-i icra kararı getirmesi için 60 veya 90 günlük, dosyanın niteliğine göre değişebilen bir süre tanınır. Mehil vesikasına dayanılarak icra hukuk mahkemesine değişik iş başvurusu yoluyla tehir-i icra talebinde bulunulur. Mahkeme, talebi uygun bulursa icra işlemlerini istinaf veya temyiz incelemesi sonuçlanıncaya kadar durdurur. Bu süre boyunca icra takip işlemleri askıya alınır; ancak borç ilişkisi sona ermez.
İcranın durdurulması kararının alınması uygulamada karmaşık görünebilir. Ancak sürecin sistemli ve usulüne uygun şekilde yürütülmesi hâlinde, tehir-i icra etkin bir hukuki koruma sağlar. Bu korumanın geçici olduğu ise unutulmamalıdır.
NOT: 7343 Sayılı Kanun Değişikliğinin Sürece Etkisi
30 Kasım 2021 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik kanununun 5. maddesi ile tehir-i icra kararının verilmesi yetkisi, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan alınarak takibin yapıldığı yer icra hukuk mahkemelerine verilmiştir.
Bu düzenleme, tehir-i icra taleplerinin daha hızlı ve pratik şekilde değerlendirilmesini amaçlamaktadır.
V. Tehir-i İcranın Hukuki Niteliği
Tehir-i icra:
- Mahkeme kararını ortadan kaldırmaz
- Borcu sona erdirmez
- Kesin bir çözüm sağlamaz
Bu yönüyle tehir-i icra, taraflar arasındaki menfaat dengesini koruyarak nihai karar verilene kadar geçici bir koruma sağlar; ancak kesin hüküm etkisi doğurmaz.
VI. Sonuç
Tehir-i icra, icra hukukunda hem borçlu hem de alacaklı açısından büyük önem taşıyan bir kurumdur. Doğru zamanda ve usulüne uygun şekilde talep edilmediğinde, telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi ve sürecin usul bilgisi gerektirdiği unutulmamalıdır.
NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453





Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!